Küçük bir daireden başlayan yolculuğunu uluslararası bir başarı hikayesine dönüştüren teknoloji girişimcisi Pedro Pestana, tarihe geçecek önemli bir karara imza attı. Avrupa merkezli finansal teknoloji ve vergi otomasyon firması Marosa’yı dünya çapında tanınan Wolters Kluwer’a yaklaşık 112 milyon avroya (93,7 milyon sterlin) satan başarılı iş adamı, bu satış sonrası tüm ezberleri bozdu. Şirketini dev bir meblağa satan Pedro Pestana, elde ettiği tüm geliri çalışanlarıyla eşit şekilde paylaştı. Banka hesaplarındaki tutarları gören çalışanlar sevinç gözyaşlarına hakim olamadı.
TÜM ÇALIŞANLARA 11 MİLYON LİRA DAĞITILDI
Kendi payına düşen kazancın yaklaşık 4 milyon avrosunu (3,3 milyon sterlin) doğrudan çalışanlarına dağıtan Pestana, 20 kişilik ekibini adeta milyoner yaptı. Her bir çalışana ortalama 165 bin sterlin (10 milyon 971 bin 646 TL) dağıtan şirketin en dikkat çeken noktası ise kıdem ayrımının yapılmaması oldu. En yeni çalışanından en kıdemli olanına kadar herkes için belirli bir asgari ödeme tutarı belirlendi.
DÜNYANIN EN İYİ PATRONU OLARAK ANILDI
Sosyal medyada gördüğü büyük takdirle “Dünyanın En İyi Patronu” olarak anılan Pestana, “Marosa, birçok insanın yoğun emeğiyle bu seviyeye ulaştı. Kazancı paylaşmak, bu katkıyı onurlandırmanın ve birlikte yarattığımız değerin bir kısmını geri vermenin en doğal yolu” şeklinde açıklamada bulundu.
BÜTÜN PATRONLARA ÇAĞRI YAPTI
İngiltere’deki son yıllarında küçük bir dairede eğlence amaçlı içerik üreterek temellerini attığı şirketinin adım adım küresel bir vergi teknolojisi devi haline geldiğini ifade eden Pestana, sürecin ilham vermesini umuyor. Tek başınayken oluşturduğu sistemin zamanla manuel dosyalardan uluslararası e-fatura yazılımlarına dönüştüğünü vurgulayan ünlü girişimci, “Her şirket ve satış süreci kendine özgüdür. Ancak kendi şirketini devretmeye hazırlanan diğer liderlerin bu tecrübelerden ilham almasını ve ekipleri için benzer jestler yapıp yapamayacaklarını düşünmesini çok isterim” diyerek diğer patronlara çağrıda bulundu.
TÜRKİYE’DE DE BENZERİ YAŞANMIŞTI
İspanya’daki bu cömert hamle dünya gündeminde geniş yankı bulsa da çalışanlarını başarının ortakları yapan bu yaklaşım Türkiye iş dünyasında da yabancı değil. Geçmişte 20-30 maaşa varan rekor ikramiyelerle personeline pay dağıtan Ahmet Yüce gibi Türk patronlar da benzer yöntemlerle adlarından söz ettirmişti.
2027’DE BENZER İKRAMİYELER VERİLECEK Mİ?
İş dünyasında piyasa koşulları ne olursa olsun sürdürülen bu “çalışanlara pay verme” gelenekleri, çalışan kesimi tarafından büyük takdir topluyor. Gizli tutulan ikramiye rakamları veya özel satış primleri her ne kadar patronların kendi kararları doğrultusunda şekillense de iş dünyasında gözler şimdiden geleceğe çevrildi. 2027 yılında Türkiye’de benzer cömert jestlerin ve ikramiye geleneklerinin devam edip etmeyeceği merak konusu.